Mesaj Başlıyor...

::18 ALtı::::::::::::::)p::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.

2/8/2006 - ::İsrailli çocuklar İsrail yönetiminin faşist zihniyetinden kurt

Kategori: guncel

İsrailli çocuklar İsrail yönetiminin faşist zihniyetinden kurtarılmalıdır!

 

 

İsrail’in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın bir yerde top mermilerinin üzerine mesaj yazan İsrailli çocuklar. Mesajda söyle yazıyor

“Sevgili Lübnanlı, Filistinli, Arap, Müslüman ve Hıristiyan çocuklar,

Ölümünüz için sevgilerle.

İsrailli çocuklar”

 

 

18ALTI

Yukarıdaki fotoğraf Agence France Press tarafından bugün geçildi. Pazartesi günü İsrail’in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın bir yerde çekilmiş. İsrailli kız çocukları Lübnan’a atılacak bombaların üzerine mesajlar yazıyorlar.

Barıştan yana olan herkesin gözünün önüne savaş denilince nazi kamplarından fotoğraflar gelir. Zayıf, bir deri bir kemik kalmış insan fotoğrafları… Büyükler ve çocuklar…

Şimdilerde de gözümüzün önünde Afganistan’da, Irak’ta öldürülen çocukların resimleri geliyor. Ama yukarıdaki fotoğraf en az onlar kadar acı ve önemlidir. Emperyalizmin dünya halklarına yaptıkları elbette bunlarla sınırlı değil. Elbette dünyanın her yerinde sömürü, açlık, sefalet ve ölümler emperyalizmin eseridir. Ama bir ülkenin kendi çocuklarına bunu yapması yeni bir aşamadır. Emperyalizm bir kez daha insanlığı ateşe attığını ilan ediyor.

ABD askerlerinin Irak’ta ve başka yerde yaptığı işkenceler bunun ilk göstergesi olmuştu. Son nokta ise budur. Filistinli, Lübnanlı çocukların İsrail bombalarıyla ölmeleri kadar acı ve insanlık dışı hatta belki ondan daha insanlık dışı bir noktadır bu. Emperyalistler kendi çocuklarını insan olmaktan çıkardıklarını üstelik kendi çektikleri fotoğraflarla ilan ediyorlar.

Savaşa karşı olan, barıştan yana olan herkes bu fotoğraftaki zihniyete karşı harekete geçmelidir. Filistinli, Lübnanlı çocuklar bir de buna karşı direnmelidir. Irak’ta direniş saflarında mücadele eden çocuk denecek yaştaki direnişçiler kendileriyle birlikte dünyayı bu acıdan da kurtarmak için mücadele etmektedirler. Onlara destek olunmalıdır.

İsrail’i yöneten ABD tetikçileri, bunun hesabını vermelidir. Öldürdükleri her insanın hesabını verdikleri gibi, kendi çocuklarının şahsında öldürdükleri insanlığın hesabını vermelidir.

İsrail’in Filistin ve Lübnan üzerinden Suriye ve İran’ı savaşa çekmek için başlattığı bu saldırının arkasındaki gerçek elebaşları, ABD ve AB’nin liderleri, dünyanın tüm emekçi halkları önünde bunun hesabını vereceklerini bilmelidir.

Ve bizimkiler… Türkiye’yi yönetenler güya İsrail’in saldırısına karşı çıkıyormuş gibi görünen demeçler verirken öte yandan bir başka savaşı başlatmaya, Kuzey Irak’a girmeye hazırlanacaklarına önce İsrail ile imzaladıkları anlaşmaları yırtmalıdırlar. Topraklarımızda eğitilen İsrail askerlerini ülkeden kovmayı akıllarından bile geçirmeyenlerin İsrail’i “orantısız şiddet kullanmakla” eleştirmesi savaşa ortak olmaktır. Hele hele emperyalistler eliyle yaratılan bu bölgesel savaş ortamından yararlanarak bir başka ülkenin topraklarını işgale kalkışmak tam bir işbirlikçiliktir.

Bunu yapanlar Afganistan’daki, Irak’taki çocukların ölümünden sorumlu olacaklardır. Bunu yapanlar, Filistin’de, Lübnan’da ölen çocuklardan sorumlu olacaklardır.

Emperyalizmin bölgemizde oynadığı oyunu durdurmak yerine ondan pay almaya kalkanlar aynı zamanda İsrailli ve Türkiyeli çocuklara karşı da sorumlu olacaklardır.

Çocuklar bu dünyanın geleceğidir. Geleceğimiz, ABD’de, AB’de, İsrail’de ve Türkiye’deki faşist, militarist, işgalci zihniyete bırakılmamalıdır.

Bırakılmayacaktır.

 

Barış Derneği

Osmanağa Mah. Ali Suavi Sok. (Sanatçılar Sokağı)

No.7 Bahariye-Kadıköy İstanbul

+90 (216) 346 90 59

baris@barisdernegi.org

http://www.barisdernegi.org

Yorum yapayım bari (1) ::: Yorum yazalım birazda! :::: :)p Uydudan Bağlantı

22/6/2006 - ::SENİ ÇOK ÖZLÜYORUZ::

Kategori: guncel

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN

SENİ ÇOK ÖZLÜYORUZ ATAM!!!

 

 

 

18ALTI

Yorum yapayım bari (yok) ::: Yorum yazalım birazda! :::: :)p Uydudan Bağlantı

21/6/2006 - ::Şeriat mahkemesinden sokakta infaz::

Kategori: guncel

Şeriat mahkemesinden sokakta infaz

Somali'nin büyük bölümünde kontrolü ele geçiren 'İslami Mahkemeler Birliği'ni oluşturan gruplar, kendi yasalarını uygulamaya başladı


 

18ALTI



Somali'de başkent Mogadişu dahil stratejik kentlerde denetimi ele geçiren radikal dinci milislerin ittifakı olan 'İslami Mahkemeler Birliği', Afganistan'da bir dönem iktidarda olan Taliban rejimini andıran uygulamalara başladı. Mogadişu'da Ifka Halane adlı şeriat mahkemesinin Saney Ömer Hüseyin'i (45) öldürmekten suçlu bulduğu Elmi Ba Hasan Adov (28), şeriat mahkemesi tarafından ölüme mahkûm edildi. Adov'un "infazı" ise Saney Ömer Hüseyin'in erkek kardeşi Veli Ömer Hüseyin tarafından tüfekle vurularak gerçekleştirildi.
Somali'nin Cevher kentinde de aşırı dinciler, önceki gün 2006 Dünya Futbol Şampiyonası maçlarını gösteren sinema salonlarına saldırarak seyircileri kovdular. Aşırı dinci milislerin liderlerinden Şeyh Ali Hassan, tüm sinemaların şimdilik kapatılması emri verdiklerini belirterek, "İlke olarak, Batı filmlerinin gösterilmesine karşıyız, ancak Dünya Kupası'nın kalan maçlarının gösterilmesine izin verilip verilmeyeceğine karar vermek üzere oturup konuşmamız gerek" diye konuştu.
Bu arada Cevher kentinde kurulan şeriat yönetiminin başına, Mogadişulu imam Şeyh Osman Muhammed getirildi.

 

Yorum yapayım bari (yok) ::: Yorum yazalım birazda! :::: :)p Uydudan Bağlantı

20/6/2006 - ::BİRDE SİNEMA FİLMİNDE OYNASA::

Kategori: guncel

Bir de sinema filminde oynasa!

 

Güzel, çok güzel bir kadın, Şevval Sam' ı anlatmaya yetmiyor... Peki, oyuncu mu, şarkıcı mı? İkisi de, ama henüz adıyla bütünleşen işlere imza atamadığının farkında. "Yaşanmış Şehir Hikâyeleri" de dahil bütün diziler, sinemaya doğru yolculuğunun durakları... Onu oynadığı karakterlerde aramaya kalkışmayın ve albümü evinde kurduğu stüdyodan çıkarsa sakın şaşırmayın...

 

 

Bedenimde öyle çok hayat var ki!

Arzusu, iyi bir sinema filminde oynamak ve albüm yapmak Şevval Sam' ın... Şimdilik "Yaşanmış Şehir Hikâyeleri" gibi televizyon dizilerinde rol alması, sinemaya doğru bir hazırlık. Aslına bakarsanız oyunculuk da, onu çeken türlü insanlık hallerine yaptığı bir yolculuk. Bu yüzden tek bir hayat ve tek bir ölümün kendisine yetmeyeceğini düşünüyor... Çelişkiler mi? Kimde yok ki!

 

Şevval Sam için bir bedene sıkışmış sayısız ruh desek, yanlış söylemiş olmayız. Oyunculuk için "Değişik hayatları bedenimden geçiriyorum" diyor. Müzikse bir konuşma biçimi onun için, sanat müziği, türkü, rock, rap, klasik, İngilizce, İspanyolca şarkılar söylüyor. Yine de kendi iç denizinde yüzüyor. "Yaptıklarım sayesinde Şevval'i oluşturuyorum" diyor. Şu sıralar "Yaşanmış Şehir Hikâyeleri" dizisinde oynayan Şevval Sam'la oyunculuğu, müziği ve hayatı konuş tuk.

-Birçok dizide rol aldınız, yemek programı yaptınız, şarkı söylüyorsunuz ve halen devam eden bir kültür-sanat programınız var... Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey var mı?

İstediğim gibi bir albüm yapmak ve iyi bir sinema filminde yer almak gibi arzularım var tabii. Televizyonda oyunculuk adına bir kariyer yaptığımı düşünmüyorum. Keyifli birkaç işin içinde yer aldım, ama hâlâ kalıcı bir şeyler yaptığımı sanmıyorum.

-"Yaşanmış Şehir Hikâyeleri" adlı bir dizide oynuyorsunuz. Bu projenin içinde bulunmaktan memnun musunuz?

Çelişkisi kendinden menkul bir durum aslında. Ben magazini takip eden ve onun içinde yer almaktan hoşlanan biri değilim, ama bunlardan ibaret bir hayatı canlandırıyorum. Oyunculuk yapıyorum ve eğleniyorum. Aslında oyunculuk da umurumda değil, insan psikolojisiyle ilgileniyorum. Hayatıma baktığımda, hep, bana bir hayatın yetmediğini düşünürüm. Travmalar, büyük aşklar, hayal kırıklıkları, ölümler... Başka insanların hikayeleri hoşuma gider ve bana bir ölüm bile yetmeyecekmiş gibi gelir. Elbette gerçek hayatta, böyle bir şansım yok. Tek bir Şevval'i yaşamak zorundayım, ama oyunculuk o kadar eğlenceli ki, bu bahaneyle, bir sürü psikolojiyi tanıyorum.

-Bu yorucu ve yıpratıcı bir şey değil mi? Sonunda elinizde ne kalıyor?

Bir yandan değişik hayatları bedenimden geçiriyorum, yaşıyorum, ama diğer yandan o kadar korunaklı bir bölgedeyimki, elbiselerimi çıkardığım zaman kendi iç denizimdeyim. Bu hayatlardan birini gerçekte yaşamak bile, insana içinden çıkılması imkânsız, çok ağır bir psikoloji yüklüyor. Oysa ben, çekim bitip "stop" denildiğinde bir kâbustan uyanmış gibi oluyorum. Sürekli "Gülbeyaz" olarak yaşayamazdım, "Kajal" gibi doğuda bir hayat sürdüremezdim ya da Süper Baba'nın "Deniz Öğretmen"i olamazdım. Sürekli "Ece Yıldız" olarak da yaşayamam, ama oynadığım karakterler, okuduğum hikâyeler, üzerine düşündüğüm psikolojiler sayesinde Şevval'i oluşturuyorum. Bunların hepsi hayatımda birer araç.

TELEVİZYON DİZİLERİ...

- Dizi sektöründen memnun musunuz?

Teknik koşullardan hiç memnun değilim. Apar topar yapılan işler var ve sürekli bir özensizlik söz konusu. Bir sorun ya da aksaklık olduğunu fark ettiğimde ve nedenini sorduğumda, "Burası Türkiye, sen kime yapıyorsun ki bu diziyi!" gibi trajik cevaplarla karşılaşmaktan çok rahatsız oluyorum. Bu durumda, izleyici de cehalete terk edilmiş oluyor. Oysa iyi prodüksiyonları ayırt eden kitle az değil, ama o kaliteli yapımlar da reyting kaygısıyla yayından kaldırılarak mağdur ediliyor. Bu yüzden televizyon dizilerinde oynamak kariyer açısından neyi ifade ediyor, bilemiyorum. Bir de Türkiye'de çeşitli yapımcı ve yönetmen klanlarının etkisinde olmadan, onlara bağlanmadan bir şeyler yapmaya çalışmak en zor, ama en doğru olanı.

- Müzik, oyunculuktan sonra mı geliyor? Neden bir albüm yapmak için bu kadar beklediniz?

 

Amacım sadece albüm çıkarmak olsaydı, şu an kaçıncı albümümü yapmış olurdum, bilemiyorum... Müzik, benim için bir konuşma biçimi. Bu yüzden söyleyeceğim sözlerin müzikal anlamda tamamen bana ait olması için beklemem gerekiyordu. Albümümü yaparken insanların bana tüccar zihniyetiyle yaklaşmasını istemiyorum. Dayatılacak kurallara uymak istemediğim için de kazandığım parayla albümümü kendim yapacağım. Evde kendime küçük bir stüdyo kurmaya başladım. Önce benim kayıtlarımı yapacağız, sonra annemin işlerine odaklanacağız, hatta belki ablama da albüm yapabiliriz. Şimdi para bittiği için ara verdim, ama yeterli miktarı biriktirir biriktirmez kaldığım yerden devam edeceğim. Zaten çok fazla da bir şey istemiyorum; doğal, samimi ve sıcak olsun yeter. Kısacası televizyondan yorulduğumu ve kendimi müziğe vermek istediğimi söyleyebilirim.

-Leman Sam gibi bir anneye sahip olmak sizin için ne ifade ediyor? Anne Leman Sam'la, anne Şevval Sam'ın ilişkisi nasıl?

Annemi çok uzun zamandır tanıdığım bir arkadaşım gibi görüyorum. Çocuğum için de aynısını düşünüyorum. İkisi de benim parçam. Bazen bir nokta geliyor ve oğlumla aramızdaki sevgi bağını kelimelerle anlamlandıramıyorum. Aynı şeyi annemin de benim için düşündüğünü biliyorum. Tarık Emir'i büyütürken annemle ilişkimi de temize çekiyorum. Annemi anlatmaya da gerek yok aslında, onu çok iyi tanıyorsunuz. Onun etkileri benim çocuğumun çocuğunda bile baskın olacaktır. Bizim için müthiş bir figür. Bize ayakta durabilmeyi, karşı gelebilmeyi, renklerimizi bulmayı öğretti.

 

18ALTI

 

Yorum yapayım bari (yok) ::: Yorum yazalım birazda! :::: :)p Uydudan Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by MyeHost.de

SAYFAMIZI LİNK VERMEK İSTESENİZ AŞAĞIDAKİ KODLARI SAYFANIZA EKLEYİN :)P



BlogBul.Com! Ücretsiz Türkçe Blog Sayaç Blog Toplist
IYI SITELERIn YERI

 

::KAFA KAĞIDI::

HEYYYY!!! GENÇLİK BU TARAFAA!!!

 

SİZCE AŞAGIDAKİ OKULLARDAN HANGİSİ DAHA İYİ EĞİTİM OLANAKLARI SUNMAKTADIR? (Anket İstanbul için geçerlidir.)
Son Durum
Altyapı: Pollemik.com

::ÇEŞİTLEMELER::

::ARKADAŞLARIM::

visne
abhorrence
blogcuk
dungeon dungeon
yenilerdenim
crybaby
ubudiyet
nanick
hulyaa
karsittez
duyguclap
melektugba
shedar
onurhankaan
radyorap
tayfunca
sadecehatunlar
birsairinkaleminden
dusbahcesi
sehreminilimelis
nikaragua
nurettinvehande
miray9
emelkardelen
purplee
canyar
seyhan22